18/6/2008 - Kızılderili Şef'in Amerikan Başkanına Mektubu
1854 yılında ABD Başkanı Franklin Pierce yazdığı bir mektupla Amerika’ya gelen beyaz göçmenlere toprak bulmak amacıyla Kızılderililerden toprak istemiş ve "bu isteği kabul edilecek olursa Kızılderililere rahatlıkla yaşayabilecekleri bir bölgenin ayrılacağını bildirmiştir.
Topraklarının büyük bir bölümü zaten beyazlar tarafından zorla ellerinden alınmış olan Duwarmish Kızılderililerinin Reisi Seattle bir söylemiyle ABD Başkanına yanıt vermiş ve bu yanıt mektup olarak ABD başkanına gönderilmiştir. Mektubun aslı Amerika, Seattle, Squamish Müzesi’nde korunmaktadır.
İnsan ve doğa diyalektiğini en güzel dile getiren metinlerden biri olarak günümüzde değeri daha çok anlaşılmaktadır.
Yale, Sorbon, Oxford ya da bir başka okuldan mezun olan ünlü bir düşünürün sözleri değil bunlar. Nobel ödülü kazanan bir edebiyatçının da değil. Beyaz adamın “kafa derisi avcıları”, “vahşi”, “barbar” ilan ettiği Kızılderililerin şefi Seattle'nin “uygar” beyaz başkan'a mektubu:
ŞEF SEATTLE’IN MEKTUBU
Yüzyıllardır halkımın üzerine merhamet gözyaşları döken şu sonsuz gökyüzü bir gün değişebilir. Bugün açık gözüken gökyüzü yarın bulutlarla kaplanabilir. Sözlerim, asla yer değiştirmeyen yıldızlar gibidir.
Şef Seattle her ne söylerse Washington'daki büyük Şef ona, güneşin ya da mevsimlerin dönüşüne inandığı ölçüde inanabilir. Washington’daki Büyük Şef bize dostluk ve iyilik dilekleriyle birlikte bizden topraklarımızı satın almak istediğini bildirmiş. Onun, bizim arkadaşlığımıza çok fazla ihtiyacı olmadığının farkındayız.
Merak ediyoruz ki gökyüzünü ve toprağın sıcaklığını nasıl satın alabilir ya da satabilirsiniz? Bunu anlamak bizler için çok güç.
Bir zamanlar insanlarımız bu topraklara tıpkı rüzgarda kıvrımlanan deniz dalgalarının kabuklu kum yüzeyleri kapladığı gibi yayılmışlardı. Çok uzun zaman geçti ve o büyük kabileler artık hüzünlü bir anı oldu.
Bu toprakların her parçası halkım için kutsaldır. Çam ağaçlarının parıldayan iğneleri, vızıldayan böcekler, beyaz kumsallı sahiller, karanlık ormanlar ve sabahları çayırları örten buğu; halkımın anılarının ve geçirdiği yüzlerce yıllık deneylerin bir parçasıdır. Ormandaki ağaçların damarlarında dolaşan su, atalarımızın anılarını taşır; biz buna inanırız.
Beyaz adamın ölüleri yıldızlar arasında yürümeye gittiklerinde, doğdukları ülkeyi unuturlar. Bizim ölülerimiz bu güzel dünyayı asla unutmazlar. Çünkü o Kızılderili’nin anasıdır. Biz dünyanın parçasıyız ve o da bizim parçamız. Güzel kokan çiçekler bizim kız kardeşlerimizdir; geyik, at, büyük kartal, bunlarsa bizim erkek kardeşlerimiz, kayalık tepeler, çayırlardaki ıslaklık, tayın vücut ısısı ve adam, hepsi aynı aileye aittir.
Büyük Beyaz Reis bize rahat yaşayacağımız bir yerin ayrılacağını, bize babalık edeceğini, biz kızılderililerin ise onun çocuktan olacağımızı söylüyor. Toprağımızı alma teklifini düşüneceğiz, ama bu kolay olmayacak. Çünkü bu toprak bizim için kutsaldır. Dereler ve nehirlerden akan, parıldayan sular, sadece su değil atalarımızın kanlarıdır. Eğer size toprak satarsak, onun kutsal olduğunu hatırlamalısınız ve çocuklarınıza da onun kutsal olduğunu öğretmelisiniz. Göllerin berrak suyundaki her hayali yansıma, halkımın yaşamından anılar ve olaylar anlatır. Suyun mırıltısı babamın babasının sesidir. Nehirler erkek kardeşlerimizdir, susuzluğumuzu giderirler, nehirler kanolarımızı taşırlar ve çocuklarımızı beslerler. Eğer size toprağımızı satarsak hatırlamalısınız ve çocuklarınıza öğretmelisiniz ki nehirler bizim kardeşlerimizdir ve sizin de bundan dolayı nehirlere herhangi bir kardeşe göstereceğiniz sevgiyi göstermelisiniz.
Biliyorum, beyaz adam bizim gibi düşünmez. Beyazlar için bir parça toprağın diğerinden farkı yoktur. Beyaz adam topraktan istediğini almaya bakar ve sonra yoluna devam eder. Çünkü toprak beyaz adamın dostu değil, düşmanıdır. Beyaz adam topraktan istediğini alınca başka serüvenlere atılır.
Beyaz adam annesi olan toprağa ve kardeşi olan gökyüzüne, alıp satılacak, işlenecek, yağmalanacak bir şey gözüyle bakar. O'nun bu ihtirasıdır ki toprakları çölleştirecek ve her şeyi yok edecektir.
Beyaz adamın kurduğu kentleri de anlayamayız biz Kızılderililer. Bu kentlerde huzur ve barış yoktur. Baharda yaprakların açılışını ya da böceklerin kanat vuruşlarını duyacak yer yoktur. Belki bir vahşi olduğum için anlayamıyorum ama benim ve halkım için önemli olan şeyler oldukça başka. İnsan bir su birikintisinin etrafına toplanmış kurbağaların, ağaçlardaki kuşların ve doğanın seslerini duymadıkça yaşamın ne değeri olur?
Bir kızılderiliyim ve anlamıyorum. Biz kızılderililer, bir su birikintisinin yüzünü yalayan rüzgarın sesini ve kokusunu severiz. Hava önemlidir bizim için. Ağaçlar, hayvanlar ve insanlar aynı havayı koklar. Beyaz adam için bunun da önemi yoktur. Ancak size bu toprakları satacak olursak havanın temizliğine önem vermeyi de öğrenmeniz gerekir. Çocuklarınıza havanın kutsal olduğunu öğretmeniz gerekir. Hem nasıl kutsal olmasın ki hava? Atalarımız doğduktan gün ilk nefeslerini onun sayesinde almışlardır. Ölmeden önce son nefeslerini de gene bu havadan almazlar mı?
Toprak satmamız için yaptığınız öneriyi inceleyeceğiz. Eğer önerinizi kabul edecek olursak, bizim de bir koşulumuz var; beyaz adam bu topraklar üzerinde yaşayan bütün canlılara saygı gösterecek. Ben bir vahşiyim ve başka türlü düşünemiyorum. "Yaylalarda cesetleri kokan binlerce buffalo gördüm. Beyaz adam trenle geçerken vurup öldürüyor bu hayvanları sadece eğlenmek için. Dumanlar püskürten bu demir atın bir buffalodan daha değerli olduğuna aklım ermiyor. Biz sadece yaşayabilmek için avlarız buffaloları. Bütün hayvanları öldürecek olursanız nasıl yaşayabilirsiniz? Canlıların yok edildiği bir dünyada insan ruhu yalnızlık duygusundan ölmez mi?
Unutmayın bugün diğer canlıların başına gelen yarın insanın başına gelir. Çünkü bütün hepsinin arasında bir bağ vardır.
Şu gerçeği iyi biliyoruz: Toprak insana değil, insan toprağa aittir. Ve bu dünyadaki her şey, bir ailenin fertlerini birbirine bağlayan kan gibi ortaktır ve birbirine bağlıdır. Bu nedenle de dünyanın başına gelen her felaket insanoğlunun da başına gelmiş sayılır.
Bildiğimiz bir gerçek daha var; sizin Tanrınız bizimkinden başka bir Tanrı değil. Aynı Tanrının yarattıklarıyız. Beyaz adam bir gün bu gerçeği de anlayacak ve kardeş olduğumuzu fark edecektir. Siz Tanrınızın başka olduğunu düşünmekte serbestsiniz. Ama hepimizi yaratan Tanrı için kızılderili ile beyazın farkı yoktur.
Ve kızılderililer gibi Tanrı da toprağa değer verir. Bu toprağa saygısızlık, Tanrının kendisine saygısızlıktır. Beyaz adamı bu topraklara getiren ve kızılderiliyi boyunduruk altına alma gücünü veren Tanrının adaletini anlayamıyoruz. Tıpkı buffaloların öldürülüşü, ormanların yakılışı, toprağın kirletilişini anlamadığımız gibi.
Bir gün bakacaksınız gökteki kartallar, dağları örten ormanlar yok olmuş, yabani atlar ehlileştirilmiş ve her yer insanoğlunun kokusuyla dolmuş. İşte o gün insanoğlu için yaşamın sonu ve varlığını devam ettirebilme mücadelesinin başlangıcı olacak.
Gündüz ve gece bir arada olamaz. Kızılderililer her zaman beyazlardan tıpkı sabah sislerinin güneşten kaçtığı gibi kaçmışlardır. Bütün bunlara rağmen, teklifinizi tartışacağız. Ve umuyorum ki, halkım bunu kabul edecek ve Büyük Beyaz Şef'in vaadettiği üzere beraber barış içinde yaşayacağız. Böylece Ay birkaç kez daha doğacak, birkaç kış daha geçecek. Geri kalan günlerimizi nerede geçirdiğimiz önemli değil. Çocuklarımız babalarının yenilgiyle aşağılandığını gördüler. Savaşçılarımız utanç duydu ve yenilgiden sonra günlerini aylaklık etmek ve vücutlarını tatlı yiyecekler ve sert içkilerle kirletmekle harcıyorlar. Birkaç saat, birkaç kış ve bu dünyada bir zamanlar yaşamış büyük kavimlerin veya şimdi ufak topluluklar halinde ormanda dolaşanların çocukları da kalmayacak; bir zamanlar sizinkiler gibi güçlü ve umutlu olanların mezarlarında yas tutmak için. Ama, niye insanlarımın kaderi için yas tutayım ki? Tıpkı deniz dalgaları gibi kabileler kabileleri, uluslar ulusları takip ediyor. Bu doğanın düzenidir ve teessüf gerekmez. Yok oluşumuz çok uzak olabilir ama kesinlikle bir gün gerçekleşecek; son kızılderili yok olup kabilemin hatıraları beyazlar için bir tarih olduğunda, bu kıyılar kabilemin görünmez cesetleriyle kaynaşacak.
Çocuklarınızın çocukları kendilerini bir dükkanda, bir yolda, boş bir yerde yalnız olarak düşündüğünde aslında yalnız olmayacaklar. Dünyanın hiçbir yerinde tamamen ıssız bir yer yoktur. Geceleri, şehir ve kasabalarınızın caddeleri boşalmış gibi görünse de, aslında, bir zamanlar oralarda yaşamış ve bu güzel toprakları gerçekten seven ruhlarla dolu olacaktır. Beyaz adam asla yalnız kalamayacaktır.
Beyaz adamın, benim insanlarıma saygı göstermesini sağlamalısınız, çünkü; ölüler güçsüz değildir.
Ölü mü dedim?... Ölüm diye bir şey yoktur ki sadece dünya değiştirir insan.
Şef Seattle, 1854
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
18/6/2008 - vazgeçilmez OL
Şimdi sen su olduğunu düşün. Su kadar özel, su kadar faydalı ve su kadar çok...Tükenmez... İnanıyorum ki, gerçekten de öylesin. Ama ister çesmelerden dökül,ister göklerden yağ, ister nehirler dolusu ak, dibi olmayan bir kovayı dolduramazsın. Yani; seni dinlemeyenlere sesini duyuramazsın...
Unutma! Daha çok bağırdığında daha çok dinlenmezsin...Gürültünün parçası olursun sadece. Suyun yanında olanlar suyu en az içenlerdir. Çünkü; su nasılsa burada,lüzum yok ki suyu kana kana içmeye diye düsünürler...Aynen, sesini sürekli duyanların seni dinlemedikleri gibi! Ormandaki hiç bir hayvan, ırmağın gürültüler koparan yerinden su içmeye çalışmadı şimdiye kadar. Hepsi, hep sabahın en sakin anını bekledi suyun durgun yerlerini bulabilmek için, gittiler ve sakin sakin ihtiyaçlarını giderdiler. Onlar için en uygun olan ve kendi istedikleri zamanda... Sen, hep bir su olduğunu düşün. Su gibi güzel, su gibi yararlı, su gibi vazgeçilmez... Ve su gibi hayat kaynağı olduğunu düşün. Ama su gibi yaşatıcı ol, su gibi yıkıcı, sürükleyici ve öldürücü değil!..
Sen bir su ol... Ama rahmet ol, afet değil! Su isen tarlalarını basma insanların, yuvalarını yıkma, ocaklarını söndürme, sana felaket denmesin! Su isen bir bardağa sığabil ki; damarlara giresin!.. Su yüce Allahın insanlar için yarattığı en büyük nimetlerden biri... Suya benzediğini unutma! Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi faydalı, su gibi lüzumlu ve su gibi bitmez, tükenmez olduğunu da unutma. Ayrıca su gibi sakin olabileceğin gibi, su gibi de kiyametler koparıcı olabileceğini unutma... Unutma; senin işin rahmet olmak, afet değil !
Vadiler varken önünde ve ovalar varken, yayılabileceğin küçük ırmaklara ayırabiliyorsan kendini ve bardaklara bölebiliyorsan, hayat verirsin çevrene. Ve yaşayabilirsin dünya dönmesine devam ettiği müddetçe... Yoksa hep duyulmayan, dinlenmeyen, korkulan ve kaçılan olursun; seller, afetler gibi...
Tercih elindeydi hep ve hep de senin ellerinde olacak... Ya tutmayı öğreneceksin dilini veya hiç durmadan konuştuğun için, sadece bomboş ve anlamsız sesler çıkartan birisi olduğunu zannettireceksin çevrendeki insanlara! Ama yapman gereken şu, değil mi? Düşüneceksin ne zaman ne söyleyeceğini. Düşüneceksin kimin dinleyip dinlemediğini, kimin anlayıp anlamadığını. Düşüneceksin anlatmak istediklerinin ne kadarını anlatabildiğini...
Hatta anlayanların anladıklarının da senin anlattıklarının ne kadarı olduğunu düşüneceksin... Ve konuşmak için en uygun zamanı bekleyecek, en az ama en uygun kelimeleri seçmeye çalışacaksın... Ahmak olmayan yolcuların, önceden aldıkları biletleri ceplerinde olduğu halde, saatlerini kontrol ederek, vakit yaklaştığında,vapurun kalkacağı iskelede hazır olmaları gibi, sen de fikrini bildireceğin kişinin kıyıya yanaşmasını bekleyeceksin!.. Demeyeceksinki, ben canım isteyince giderim iskeleye, vapur da o saniyede gelmek zorunda!.. Demeyeceksin ki, aklıma geleni aklıma geldiği biçimde söylerim.
Karşımdaki de değil duymak, değil dinlemek, anlattığımdan bile fazlasını anlamak zorunda!.. Keşke öyle olsaydı. Keşke haklı olsaydın,ama maalesef değil... Ağzını açıp şelaleden dökülen suyu içmeye çalışan bir tavşan gördün mü hiç ?.. Veya önüne çıkan ağaçları dahi sürükleyen bir selden susuzluk gidermeye uğraşan bir ceylan gördün mü ? Kaplanlar bile içebilmek için suyun durulmasını bekler, beyni olan her yaratık gibi!
Hadi... Sen şimdi su olduğunu düşün, ve kendini su gibi hisset... Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi berrak, su gibi yararlı... Su gibi hayat kaynağı ve su gibi bitmez, tükenmez olduğunu hatırla... Ama yine su gibi bir küçük bardağın içine sığdır ki kendini; girebilmey öğren.. insanların damarlarına. Hayat ver... Vazgeçilmez ol !!.
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
21/2/2008 - gün Gelir

unutulmaz kabullenilir bir gün kabullenirsin ve bu unutmaktan daha sağlıklıdır... en son üşüdüğümde düşünmüştüm aşırı bi soğuk vardı ölmek istiyodum düşündüm eve gidip ısınacağım ve bunu unutacağım öyle oldu o gün şimdi çok güzel geliyor gözüme...
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
17/2/2008 - hayallerimin gerçek yüzü...

Olmadı..yine olmadı..hayallerle gerçekler hiçbir zaman bir arada durmadı…her şeyden kaçmaya çalıştıysam da başaramadım,mahkum oldum gecenin zifiri karanlıklarına. soğuk kış gecelerinin pencere ardında karlı sokaklarına bakarken andım seni çok özlemişim bir kez daha anladım..bir kez daha düşündüm gerçekleri,içim yandı…kaç kez kendimle savaştım hayallerimle yaşadım ve hep aynı hayal kırıklığı.. gerçekliğin acı yüzüyle karşılaştım…ya ben büyümeliydim artık ya da hayallerimi kıran sen olmamalıydın!
Bitmeliydin yok olmalıydın düşlerimden..hatırlamamalıydım bile seni yada hiç tanımamalıydım..
İşte sen soğuk karlı gecelerin pencere ardındaki hatırladığım kötü hatıram,mutlu musun şimdi,gurur duyuyor musun kendinle beni bu kadar üzdüğün için vicdanın sızlıyor mudur?
Sanmıyorum..
alsbiss
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
22/10/2007 - ...ŞAH VE PİYON....

Hiçbir şey tesadüf değil! Hayatta hiçbir şeyin tesadüf olmadığına inanıyorsanız, siz de benim gibi bu yazıyı çok seveceksiniz. "Bazen hayatımıza giren öyle insanlar olur ki; onların belli amaca hizmet etmek, bize bir ders vermek, kim olduğumuzu ya da olmak istediğimizi bulmamıza yardım etmek için bizimle olduklarını yüreğimizin derinliklerinde hissederiz. Bu insanların kim olacağını asla önceden kestiremezsiniz; belki oda arkadaşınız, komşunuz, profesörünüz, uzun zamandır görmediğiniz bir arkadaşınız, sevgiliniz ya da belki de sadece göz göze geldiğiniz bir yabancı. Her kim olursa olsun, o kader anında hayatınızın bir biçimde etkileneceğini bilirsiniz. Bazen de hayatınızda öyle olaylar yaşarsınız ki; o anda bu olaylar size korkunç, acı dolu, haksız gibi görünür. Ancak fırtına dindikten sonra; bütün bu olayların üstesinden gelmemiş olsaydınız, asla potansiyelinizin, gücünüzün, azminizin ve yürekliliğinizin farkına varamayacağınızı anlarsınız. Her olayın bir gerçekleşme nedeni vardır. Hiçbir şey tesadüfen, kötü ya da iyi şans nedeniyle gerçekleşmez. Hastalık, yaralanma ve deneyimsizlikler, ruhumuzun sınırlarını test eden olaylardır. İster olaylar, ister hastalıklar, ister ilişkiler olsun, bu küçük testler olmasaydı hayat hiçbir yere varmayan düz ve sıkıcı bir yol gibi uzayıp giderdi. Güvenli ve rahat, ancak boş ve amaçsız. . . Yaşamınızı, başarılarınızı ve düşüncelerinizi etkileyen insanlar, kimliğinizi yaratan insanlardır. Kötü deneyimler bile birilerinden öğrenilebilir. Bu dersler en zor, ancak büyük bir ihtimalle en önemli olanlardır. Eğer biri sizi kırar, ihanet eder ya da üzerse, size güveni ve kalbinizi açtığınız birine karşı dikkatli olmayı öğrettikleri için onları affedin. Eğer biri sizi severse, siz de bunun karşılığında onu koşulsuz sevin; sadece onlar sizi sevdiği için değil, size sevmeyi ve onlar olmadan göremeyeceğiniz ya da hissedemeyeceğiniz şeylere kalbinizi ve gözlerinizi açmanızı öğrettikleri için. Her günün tadını çıkarın. Her anın değerini bilin ve belki de tekrar yaşayamayacağınız bu andan alabileceğiniz en fazla şeyi almaya bakın. Daha önce hiç konuşmadığınız İnsanlarla konuşun, onları dinleyin, aşık olun, zincirlerinizi kırın ve gözünüzü zirveye dikin. Başınızı dik tutun, çünkü bunun için her türlü hakkınız var. Kendinize büyük bir insan olduğunuzu tekrarlayın ve kendinize inanın. Eğer kendinize inanmazsanız, hiç kimse size inanmaz. Hayatınızı nasıl istiyorsanız öyle şekillendirebilirsiniz. Kendi özgün yaşamınızı yaratın, dışarı çıkın ve onu yaşayın! " ÇÜNKÜ ; OYUN BİTTİĞİNDE ŞAH VE PİYON AYNI KUTUYA KONULUR.
|
|
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
17/10/2007 - .....

Biz seninle hep bağalıktan kaçtık, sıradan basit gündelik olandan... Küçük mutlulukları, hayatın içindeki o kanaatkâr doyumları değil hep trajediyi aradık mükemmeli? Biz seninle hep kusursuzu aradık... Fırtınalarla sürüklendi aşkımız. Korkuların yaralı geçmişinin savruk benliğinin dalgalarında beni kaybedip seni kaybedip... Kaybedip kaybedip yeniden bulduk bizi. Seni hep buraya çağıran o yalnızlık rüzgârının alabora ettiği parçalanmış düşlerimi ben sessizce yeniden topladım. Sensizlik sürgünlerimde bildiğimiz yollardan geçtik kanatarak kendimizi ve şimdi sorular cevaplarını buldu... Sükûnetin ve güvenin o bilge dinginliğinde süzülüyor artık aşkım. Artık biliyorsun ki sevgimin inadı hiç kırılmayacak... Benim sonsuzluk meleğim afet ama bedeli ebedi sensizlikte olsa sana hayattan daha kötü davranmayacağım. Tek kanatlı solgun düşlerimi yüzünden kanayan kutsal bizim ışığımızla sonsuzum, sonsuzluk meleğim? Sana ne anlatayım? Ruhumu yaktıktan sonra şimdide damarlarımda dolaşan sensizliğin etimi yakan acısını mı? O acıyı uyutsun diye sığındığım sevgimi mi? Orada da hep ama hep kaybettiğim soğuk rüyalarımı mı? Sana neyi anlatayım ki, ömrümüz kış tıpkı şuan ki sevgimiz gibi kesik kesik Ömrümüz kış da olsa yüreğimiz hep bahar oldu seninle, kırılmış bir dal gibi yarım da olsak hep bir attı bu deli gönül... Bana ne mi anlatmak istiyorsun? Kelimeler yetmez bizim aşkımızı anlatmaya sözler yarım kalır ikimizin yanında... Sen yokken güneş bile sıcaklığını hissettirmiyor. Her baktığım yerde her gittiğim şehirde hep aynı yüz hep aynı yansıma... İsyan etsem de biliyorum çare değil bu gidişe. Yârim sensizlik o kadar acı ki hiç bir yere sığamıyorum hayat boş geliyor. Kavuşacağımız o günü bekliyorum o gün beni hırçınlaştırmıyor rahatlıyorum... Günışığım, gecenin sabahı beklediği gibi bekliyorum seni büyük bir özlemle.
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
22/9/2007 - ayNI farkLAR

görmediğimden deiL...
yanımda olsanda özlerdim seni.
ve bil ki bu kadar sevmem senden değiL...
gitsen benden
ben gidişini bile severim!
aramzda hep aynı fark;
sen gitmeyi bilirsin
ben sevmeyi...
|
|
Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
7/9/2007 - özLedim seni

özledim seni... ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir. beynimi uyuşturuyor özlemin... çok sık birlikte olmasak bile benimle olduğunu bilmenin bunca zamandır içimi ısıttığını yeni yeni anlıyorum. Yokluğun, Hatırladıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp mütemadiyen bir boşluğa Sabahları seni okşayarak başlamaları aksamları her işi bir kenara koyup seninle baş başa konuşmaları özlüyorum; oynaşmalarımızı, yürüyüşlerimizi, sevimli haşarılığını, çocuksu küskünlüğünü... Nasılda serttin başkalarına karşı beni savunurken; ve ne kadar yumuşak bir çift kısık gözle kendini ellerimin okşayışına bırakırken Gitmeni asla istemediğim halde buna mecbur olduğunu görmek ve sana bunları söylemeden ''git artık'' demek ''beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın mutluluğa'' demek sana nede zor... seni görmemek ve belki yıllar sonra karsılaştığımızda bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden... yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek...
Can YÜCEL
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
12/8/2007 - sen kaybettin...

GÖZLERİMİ KAPATTIĞIM AN GÖZÜMÜN ÖNÜNDE KONUŞMAYA BAŞLADIĞIMDA İSMİN AĞZIMDA SANKİ BENİM GÖLGEM GİBİSİN..PEKİ YA BEN SENİN İÇİN NEYİM SÖYLERMİSİN???
BEN HAYATA TEK GELDİM..TEK GİDERİM.. BU DÜNYADA Bİ ALLAH' I Bİ KENDİMİ BİLİRİM.. ZAMANINDA SEVDİKLERİMİ TEK TEK SİLERİM.. BU HAYAT BENİM İSTEDİGİM GİBİ YA$ARIM.. DEĞER VERENİ HAYATIMA SOKAR, VERMEYENİN HAYATINA SOKARIM.. BUGÜN AĞLAR YARIN SUSARIM.. GÖZÜMDEKİ HER DAMLA YA$IN HESABINI GÜN GELİR SORARIM.. ZAR ATMAM,$ANSA İNANMAM.. ORTADA Bİ $ANS VARSA ONU DA BEN YARATIRIM
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
6/8/2007 - gerçek sevgiler biter mi?
HER şeyi beynimizle halledebiliriz sanıyordum oysa öyle değilmiş.beyninizi uyuşturabiliyorsunuz ama kalbi susturmak kolay değilmiş..her zaman hayatımın en üyük mutluluklarını getirdin bana.karanlık hayatımın aydınlık yüzü..yanlışları görmem için ışık tuttun bana ..bazen ne kadar hata yaptığımı baazende ne kadar doğru yaptığımı bana fark ettirip hep iyi şeyler çıkarmaya bakardık hayattan..bildiklerini bana anlatmazdın ama bunun sebebini şimdi daha iyi anlıyorum hayat okuyarak,dinleyerek değil yaşanarak öğreniliyormuş..sensizliğide yaşayarak öğrendim işte sana ihtiyacım var gel diyebilmekmiş güçlü olmak .sana git dediğimde anladım:(senden çok sey öğrendim..şimdi ne kadr uzağız birbirimize. kimbilir kaç zamandır görmüyorum seni..özledim bile diyemiyorum.ama içim burkuluyor,gözlerimin ıslandığını fark ediyorum.bi anda sahilde oluyoruz sen ve ben denizi seyrederken..sigaram dumannı rüzgarla paylaşıyor.bedenim gögsüne yaslanmış öylece bakıyoruz denize.hep birlikte olacağız.herşeyin üstesinden geleceğiz derdik..kimbilir belkide geldik ama basit bi kavgayla herşeyi bitirdik..benim herzamn yanımda olan sen gitmiştin artık..tek başımaydım biliyordum artık nasıl yaşamam gerektiğini.bir süre bocaladım yaşamak zorunda olduğuma karar verdim.sen olmayınca eksik kalıcaktı bir yanım. belki birdaha hiç sevmiyecektim bu kadar ama bazen elele yaşanmaz sevdalar..gözler bakamaz birbirine doya doya..sen bir yerlerdesindir ben başka yerlerde...ben şiirler okur türküler söylerim sana.sen ..yarının telaşesiyle koyarsın başını yastığa..belkide sende anarsın adımı yada hatırlamazsın bile..sessiz tüketiyorum saatleri zamanını boş geçirme derdin ama içimden gelmiyor hiç bir şey yapmak..sevdiğim seyleride yapmıyorum artık.ben herşeyi sende sevmişim meğer.ne çok değişti hayatım gidişinle birlikte sabah gözümü açtığımda saate bakar oldum acaba ne kadar zamandır ayrıyız die.koşuşturma içinde bile hatırlıyorum seni.biliyorum kimse unuttumaaz bitiremez gercek sevgimi.zaten gercek sevgiler hiç bitermi...????
|
|
Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
Ne DüŞünürSeK Oyuz,Her NeySeK DüşüNCeLeRiMizDeN DoĞaR...DüŞüNCeLeRiMizLe Biz DünyaMıZı yapaRız!!!!
Kategoriler
Kategori yok
Arkadaşlarım
belginguven yenibirgun askin18 turgutdemir sudemsu yazgulucanan sizinsayfaniz secoboz tazzi ahusevimli gizimose sedanur nesrin32 nurten4561 siirlihayat beyazgulalev Akkelebek BibiS eroman anubiss etkili35 gercekyasamdan deryaasder canandeniz deryadanlezzetler babsimdream meleky SAKLIisyanlar
|